Facebook ve Twitter'da Takip edin..!

Pages

Featured Posts


22 Ekim 2013 Salı

Bir Bayram ve Bir Kurban ..!

      Bir bayram daha geçti gitti. Ömrümüzden çalarak. Şimdi dokuz günlük tatilin ardından ben çocuklarımı çok özlüyorum. Tabi küçük olduğu için ve bana olan ilgisi bu aralar çok artığı için bebeğimi ayrı bir özlüyorum. Kapıdan giriyorum elleri kolları bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor. Gerçi iki gündür bebeğim konusunda biraz daha hassasım çünkü gölcükten gelen haber beni çok etkiledi. Hem bir öğretmen , hem bir anne benimle yaşıt bebeğini tatil boyunca evde bırakmış ve Adana'ya gitmiş. Tabi doğal olarak bebek açlık ve susuzluktan ölmüş. Bizim bebek beş aylık o bebek iki aylıkmış. Şimdi empati yapıyorum da kafayı yiyecek gibi oluyorum. Benim oğlum gecede üç dört defa kalkıyor acıktığı için ve annesi onu emziriyor. O bebek önce acıktı sonra ağlamaya başladı baktı gelen giden yok garibim bir kere daha uyudu. Uyandı ağlayarak yine gelen giden yok, sesini duyan da olmadı. Bayram en çokta çocuklara yaraşırken ve kurban bayramı yardımlaşma duygusunu artırıp herkes et yerken bu bayramın kurbanı daha iki aylık bir bebek olacaktı. Sonra susuzluk boy gösterdi düşünün yetişkin bir insan bile dayanamazken susuz kalmaya kimbilir vücudunda ne sıkıntılar yaşadı. Önce iç organları tek tek iflas etti ve sonra minicik kalbi daha fazla dayanamadı bu eziyete ve durmayı tercih etti. ama o bir bebek ve o bir melekti. Eminim Rabbim Yusuf kesilmesin diye gönderdiği kurban gibi onada Cebraili ve Azraili beraber gönderdi. Yakmayın canını onu ben yarattım annesi istemezse ben isterim dedi. Onu cennetimde en güzel yere yerleştireceğim ve bunun hesabını annesinden soracağım dedi.

       Ama ben onun öyle çaresiz ölümüne ve en güvenmesi gereken annesi tarafından terk edilişine bundan komşuları da dahil , tüm insanların kayıtsız kalmasına çok kızıyorum. Tabi insan hem baba , hem bebek sahibi olunca daha bir etkileniyor. Şimdi bir çok dertler, sıkıntılar ve hayata dailr ne varsa can sıkan bir o kadar anlamsızlaşıyor. Ehemmiyetini kaybediyor. Ben hep aynı duayı ediyorum. allahım önce çocuklarıma sonra sevdiklerime sağlık ve sıhhat ver. Birde bizi senden başkasına muhtaç etme. Sen herşeyin doğrusunu bilen adalet sahibisin. 

      Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Allah kimseyi darda koymasın. Allah kimseyi çaresiz bırakmasın. Ama her ne olursa olsun çocuklarınıza zarar vermeyin. onların geleceği konusunda fikir sahibi değilsiniz Belkide kimseye nasip olmayacak bir hayata sahip olacaklar. Sizin derleriniz ve sıkıntılarınız bana birşey olursa çocuklarım yanlız kalırsa onların hali ne olur kaygılarınız onlara zarar verme hakkını hiç birinize vermez. Kaldı ki çocuklarımız Allahın bize nasip ettiği en büyük emanetidir. Emanete emanet gibi davranmak ve sahibine teslim etmek gerekir. Birde onlar herşeye vesile olabilirler kötü gidişatı tersine çevirebilirler eğer siz gereken ehemmiyeti gösterirseniz. Her çocuk rızkını yanında getirir.


     Hayırlı , güzel ve çocuklarınızla bir ömür geçirmeniz dileğiyle...


7 Ekim 2013 Pazartesi

KAHKAHALAR ATMAYA BAŞLADI BENİM CANIM..!

Dün dikkat ettimde (Hafta sonu olduğı için evdeydim ) Faik kimin kucağında olursa olsun yada kim onunla ilgilenirse ilgilensin odanın içerisinde ben varsam bir gözü sürekli bende oluyor ve benden ona bir tepki vermemi istiyor. Annesiyle birlikte öyle güzel kahkaha atıyor ki. Ben bebeğimden anlıyorum ki gülmek bir ihtiyaç. Şimdi aynı acıktığında yada altını kirlettiğinde ağladığı gibi eğer gülmek istiyorsa ve sen onun gülmesi için birşeyler yapmıyorsan yine ağlıyor. Baya bir güldükten sonra artık sen ona nasıl bir şaklabanlık yaparsan yap gülmüyor çünkü doymuş oluyor. Çok güzel kahkaha atıyor. Mesela Burak şuana kadar kardeşini hiç kıskanmadı hatta bilakis onu memnun etmek, ağladığında susturmak için çaba sarf ediyor. Bunun yanında hissettiğim bizler yani anne ve baba olarak Faikle ilgilendiğimizde aynı ilgiden oda istiyor. Bunu dile getirmiyor ama bir kedi yavrusu gibi sokuluyor oda kardeşiyle ilgileniyor sırnaşıyor, sevimlilik yapmaya çalışıyor. En çokta durduk yere hiçbirşey yokken aynı Faik'e yaptığımız gibi onunlada ilgilenip sevgi gösterdiğimizde mutluluğunu hemen hissedebiliyorum. Evet elinde bir bebek ve 8 yaşında bir çocuk olunca onu daha büyük ve daha olgun bekliyorsun hemen elinde daha küçüğü olduğu için diğerini çok büyük gibi görüyor ve bir yetişkin tavrı bekliyorsun. Ama oda daha ağzı süt kokan bir ana kuzusu ve yılardır tek kendisiyle ilgilenen bir annesi olmasına rağmen şimdi kardeşte olsa ilgi bölünmesini hissediyor. Gerçekten hiç kıskanmayıp kardeşini düşünen tavırları aslında bizim için çok büyük bir nimet olmasına rağmen kıskanç çocuk nasıl olur bilmediğimiz için bunun farkında değiliz sanırım.

En önemlisi ve son nokta ne kadar klişe olursa olsun gerçekler değişmiyor çocuklarımm arasında ayrım yapamıyorum. Biri daha çok yeni olmasına rağmen ve diğeri ilk göz ağrım olmasına rağmen ikisinide aynı seviyor ve işteyken aynı özlüyorum...İyi ki varlar. Onlar bir rehabilitasyon merkezi gibi insanı bütün sıkıntılardan uzaklaştırırlar. Sadece Allah onlara hep sağlık sıhhat ve afiyet versin. Yeter.


İyi haftalar...Pazartesi günü bir çocuk yazısı iyi gider...



20 Ağustos 2013 Salı

Oğlum Profesyonel Mankenliğe Adım Attı.


Geçtiğimiz haftalar da Erberk ajans yeni yüzler kadrosuna giren oğlumun fotoları web sitesinde yayınlanmış. Bizde blogumuzdan sevdiklerimizle paylaşalım dedik. Erberk Ajansta Burak DURU sayfasına girebilmek için linkin üzerine tıklamanız yeterli olacaktır.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

BABA NOTLAR: BAYRAM TATİLİ

BABA NOTLAR: BAYRAM TATİLİ:       Polis Evinde odamız. Burak alışkında Faik İlk defa :)     Yine bir bayram tatili daha bitti ve mesai başladı. İlklerin ya...

BAYRAM TATİLİ

     
Polis Evinde odamız. Burak alışkında Faik İlk defa :)



    Yine bir bayram tatili daha bitti ve mesai başladı. İlklerin yaşandığı bir bayram tatiliydi bizim için. İlk defa Tekirdağa gittik mesela, ilk defa polis evinde ailece kaldık, Faik ilk defa denizle tanıştı. Daha bir çok ilk var gerçi ama hepsini saymanın manası yok.

     Bayram sabahı; Bayram namazıyla başladı. Sonra 30 günlük bir aranın ardından ailece yapılan bayram sabahı kahvaltısı ve yola çıkış zamanı. Evet ben ve eşim için sıradan gibi görünsede Burak'ın yaşadığı heyecan paha bilçilemezdi. Denizle doğar doğmaz tanışan ve her sene yazın büyük bölümünü denize geçiren bir çocuk için daha denize girmemiş olmak sabırsızlandırmıştı. Tekirdağ'a vardığımızda saat daha öğlen 14 civarındaydı denize girmek için merkeze 20 dk uzaklıktaki Kumbağa gideceğimiz için yarın sabah erkenden girmek için bu günü Tekirdağ merkezde geçirmeye karar vermiştik. Önce odamıza yerleştik sonra Burak'ın deniz isteklerini bertaraf etmek için onun hoşuna gidecek bir şeyler bulabilmek adına dışarı çıktık. Hava çok sıcaktı ve biz İstanbul'un serin havasınıa fazlasıyla alışmış İzmirliler olarak bunalmaya başlamıştık. en güzeli yemek yemek dedik Tedikdağ diyince aklımıza ilk Tekirdağ köftesi geldiği için doğal olarak köftecilere yöneldik. İsmini bile katırlamıyorum sahil karşısında beş altı köfteci yanyana dükkanlar açmışlar kapılarda birer adam utanmasa kolundan tutp illa bizde ye diyecekler o derece yapışkan kendi dükkanlarına davet ederlerken içlerinden daha kalabalık olduğunu düşündüğüm bir tanesini seçip girdik. Fakat ne umduğum lezzeti bulabildim ne istediğim sevisi üstüne üslük bir köfteye baya kalabalık bir menü parası ödeyince iyice tatım kaçtı açıkçası. Bayramı fırsat bilmiş bu işletmeler hemen kendini belli ediyor ve ben kimseye tavsiye etmiyorum.

Abisine nede güzel bakıyor


     Tekirdağ Küçük şirin bir şehir. Sahil kısmı baya haraketli ve eğlenceli akşam saatlerinde. Mesela belediye bir çocuk parkı yapmış tam iskelenin orada aile çay bahçesinin yanı gerçekten muazzam olmuş ücretsiz ve güzel bir park. Tabi sahil boyunca ücretli alternatiflerde mevcut isteyenler için. Sonra kocaman iki büyük çadır kurmuşlar gece pazarı olarak klasik gece pazarı görüntüsü veren bu yer bizim gibi neredeyse gece pazarı kompedanı olmuş İzmirlileri pek kesmedi açıkçası bizce vasat bir yer olmuş hem çeşit hem fiyat açısından. Neyse hemen yanında büyük bir lunapark kurmuşlar bir çokta oyuncak getirmişler en güzel tarafıda çocuk ve yetişkiler için farklı tarife uygulamaları olmuş. Burak yine altından girdi üstünden çıktı. Buraya bir kaç fotoğraf ekleyeceğim ama daha fazlasıını facebook sayfamda görebilirsiniz. 

      Akşamın geri kalan kısmını ise kaldığımız polis evinin önündeki çay bahçesinde geçirdik. Sabah erken kalkıp sejlog kapmak için erken yatmaya karar verdik ve odanın yolunu tuttuk sonrasında. Faik gerçekten abisi gibi çok güler yüzlü ama çok sakin bir çocuk bazı olmazsa olmazları var ( 3 aylık bir bebek olmasına rağmen) bunları yerine getirdiğiniz de saatlerce hiç ses çıkartmadan durabiliyor.

    Ertesi sabah saat yediydi dolmuşa bindiğimizde tabi rezillik diz boyu kucakta bebek benim sırtımda çantalar elimde bebek arabası Burak su tabncalarıyla falan neyse işte Tekirdağ Şarköy ayrımını geçtikten sonra güzel küçük bir sahil kasabası Kumbağ. Tamamen yerli turiste hitap ediyor. Tabi Ege sahillerini ve akdeniz sahillerini görmüş hem havanın sıcaklığını hem insanların sıcaklığını yaşamış bizim gibi aileler için kumbağ vasatında altındaydı. Hele o dalgalı ve pis denizi gerçekten masmavi berrak ege denizlerini arattı. 
İşte Bebeğimin ilk deniz suyu deneyimi...
     Sanırım hayatından memnun olan Burak'tı çünkü neredeyse hiç sudan çıkmadı öyleki artık mayosu bacağını yara yaptı. Faikte abisinin mirası küçük havuza doldurulan deniz suyunda neşeli bir kaç dakika geçirmedi dersek yalan olur. Gerçekten benim çocuklarım genetik su kuşu oluyorlar. Tabi bizde anne ve baba olarak çocuklarımızın mutluluğundan mutluluk duyuyorduk. Polis evi web sitesinde dolmuşla çok kolay gidilip geline bilecek bir yer gibi gösterilen kampla arası baya olduğu için çok yorucu bir tatil oldu diyebilirim. Fakat her şeye rağmen değdi yani.

      Söylemeden geçmeyeceğim en güzel köfteyi döneceğimiz gün sahilden merkeze çıkarken belediye binasının çaprazındaki 59 Tekirdağ Köfte isminde iki yaşlı teyzenin 24 yıldır işlettiği dükkanda yedik. Salş olduğuna bakmayın gerçekten lezzetli hatta isteyene kilo ilede satıyorlar yaptıkları köftelerden.
Polis evi Çay Bahçesi Aile saadeti.

       Bu kadar güzel şeyin üzerine dönüş çilesinden ve metro turizmin bize yaşattıklarından bahsetmeyeceğim. Fakat şunu söyleyeyim 17:30 otobüsüne bindik eve girdiğimizde Galatasaray - Fener maçının 115'inci dakikası oynanıyordu yani 3 saatlik yolu 5,5 saatte geldik. gecenin sonunda balkonumuza astığımız aslanlı büyük cimbom bayrağı bütün yorğunluklarımız aldı götürdü. Unutmadan daha heyecan verici ve mutlu edici bir şey daha yaşadık Faik üç gün sonra tekrar büyük tuvaletini yapabildi bütün gün karın ağrısından kıvrana çocuğumun kahkahalarını duyabilmek bir kupa almak kadar önemliydi. Artık çok güzel kahkahalar atıyor her ne kadar her kahkahadan sonra hıçkırık tutsada benim çok hoşuma gidiyor. 

Abisinin Bornozuydu. Bir denizli seyahatinde aldığım.

Burak Hiç Arkadaşsız Kalırmı Özel istek üzerine çağırıyorlar.

Benim çocuğum koltukta bile oturoyor.

19 Temmuz 2013 Cuma

İlk Göz ağrınızım Ben sizin..!




Yıllar su gibi akıp geçiyor diye bir klişe vardır ya hayatımızda...Gerçekten ne kadar çabuk büyüdü ve biz ne kadar çabuk yaşlandık anlamlandırmak çok zor geliyor. Bir geçiş olduğunu Dünya'nın ve ölümün doğan her canlı için çalışmaya başladığının ispatı gibi herşey. Benim ilk oğlum , kendi deyimiyle ilk göz ağrımız ve tabi ki vazgeçilmezimiz doğuyor. 

( Burak için yazdığım ajandadan )


1 Mayıs 2006 - Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi

Saat 16:00'da geldik. Anneni saat 19:40'ta doğumhaneye aldılar. Tam 35 dakika sonra benim olduğuna inanamamışken daha ağlaya, ağlaya çıktın karşıma. Bu hastane daha önceden çalıştığım ve bir çok hemşire, ebe ve doktoru tanıdığım bir yer olduğu için doğumhaneye girebildim. (Tabi senin bulunduğun bebeklerin getirildiği bölüme. O videolarda var elimde ama işlenmemiş olduğu için burdan yayınlama şansım yok şimdilik.) 3 kilo 600 gram ve tam 50 cm olarak doğdun. İyi ki doğdun. Bereketinle geldin ailemize.

Seni hemşire kucağında çıkartırken kapısından doğumhanenin bütün sevdiklerin yaşlı gözlerle karşılıyorlardı seni. Küçücük bedeninle odada sana ayrılan beşiğe yatırıldın ve adet üzere çok şükür hayata gözlerini açtığında ağzından içeri giren ilk sıvı zemzem suyu oldu bir damlada olsa. Evet uzun bir yoldan gelmiştin karnın açtı ama annen seni mecburen sezeryan ile doğum yaptığı için daha operasyon devam ediyordu ve gelememişti. Bütün ilgi senin üzerindeydi o esnada. Neden sonra Annenenin aklına kendi çocuğu geldi ve ilk o sordu anneni. E herkes annesinin yanında daha kıymetli. Çok şükür annen de biraz korkarak girmesine karşın doğuma iyi bir şekilde çıktı sağlıklı.

Öyle güzelsin ki..! Unutturuyorsun bütün dertleri tasaları. Unutturuyorsun bir tanem. Şükür ediyor ve Yaradana hayran oluyorum seni. Artık Burak Bebek bizimlesin ve inşaallah hep öyle kalacaksın.

Annen ve baban olarak biz seni Allah'tan emanet aldık. O'nun istediği gibide yetiştirmek için elimizden geleni yapacağız.


2 Mayıs 2006  02:50 ( Hastanede)

Yine o günlere gittim geldim. Yine gözlerim doldu. Aslında biz seninle baba oğlu dolu dolu geçirdik ama bana hiç yetmedi be oğlum. Sen yanımdayken bu düşünceleri unutuyorum bazen sonra tekrar hatırlıyorum. senin ben o sevgi dolu yaklaşımlarına bayılıyorum. Babacım şimdi evet kardeşin var evimizde ve görüyorum ki sende onu gerçekten çok seviyorsun. Hatta o ağlayınca sende ağlıyorsun o derece. Fakat sonuç olrak sende çocuksun ve ona karşı ilgimiz daha yüksek olunca doğal olarak etkileniyorsun. Aslında sana ilgimiz azaldığı için değil ki bunun sebebi sende farkındasın zaten o yüzden çok ses çıkartmıyorsun. O daha çok küçük, kafasını bile zor tutuyor. Sevgiye, ilgiye ve bakıma muhtaç yoksa kardeşin hasta olur.

Gerçi ben ilk günden beri söylüyorum senin çok iyi bir abi olacağını. Kardeşin gerçekten çok şanslı senin gibi bir abisi olacak.


Fatih DURU

Temmuz 2013 - İSTANBUL 

 

Sizin Paylaşımlarınız

w

Bir Söz

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve BABAnın evladına duası.
Hadis-i Şerif